Giriş

Günlük hayatımızın her alanında (eğitim, bankacılık, yönetim, iş, tarım,
ulaşım vb.) teknoloji kelimesini çok sık kullanmaktayız. Ve bunun yanında her
zaman söylenen bir söz vardır; “Biz teknolojik gelişmeleri takip ediyoruz.“
Burada anlaşılmayan nokta ise, teknolojinin hangi yönünün takip edildiği yada
edilmesi gerektiğidir. Her zaman söylenen bu sözün çok geniş anlam ifade
etmesinin nedeni ise “teknoloji” kelimesinin çok geniş anlamları içermesidir.
Teknoloji dendiği zaman herkes tarafından anlaşılan anlam sadece belli bir
nokta üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu yoğunlaşılan nokta ise teknolojinin
fiziksel donanım anlamıdır (hardware). Halbuki, teknolojinin kuramsal boyutu
da (software) bulunmaktadır. Teknoloji kelimesinin fiziksel donanım ve
kuramsal boyutları ile kullanılması gerekmektedir.
Bu bölümde teknolojinin ne anlama geldiği açık ve net olarak
anlatılmaya çalışılacaktır. Eğitimin içinde sık sık kullanılan “Eğitim
Teknolojisi“ teriminin ne anlama geldiği ve temellerinin nelerden oluştuğu
daha açık olarak anlaşılabilecektir. Bu sayede eğitimciler, eğitim teknolojisinin
sadece televizyon, bilgisayar, yazı tahtası, tepegöz vb. araç gereçlerden
oluşmadığını, aynı zamanda kuramsal boyutu olan yeni öğrenme-öğretme yöntemleri, öğretim ortamı tasarım teknikleri vb. noktaları da içerdiğini daha kavrayabilecektir. Sonuç olarak, eğitimciler eğitim teknolojisini etkili olarak uygun olan öğretim ortamlarında geliştirip kullanabileceklerdir. Burada yapılması gereken tek faaliyet; teknoloji kelimesinin ne anlama geldiğinin açık olarak
kavranmasıdır.

Teknoloji Nedir?

İnsanoğlu ne zaman teknoloji yada teknik kelimesini işittiğinde aklına
otomatik olarak her hangi bir makine yada mekanik donanım gelmektedir.
Halbuki, teknoloji kelimesi sadece mekanik donanımı içermemekte, aynı zamanda kuramsal boyutu da içermektedir. Teknolojinin tanımı çeşitli biçimlerde yapılmıştır. Bunlar;
Teknoloji: belli amaçlara ulaşmada, belli sorunları çözmede, gözleme
dayalı ve kanıtlanmış bilgilerin uygulanmasıdır (Demirel, s.91, 1993).
Alkan`a (1998) göre teknoloji ise genel anlamda kazanılmış yeteneklerin işe koşulmasıyla doğaya egemen olmak için gerekli işlevsel yapılar
oluşturma olarak ifade edilmektedir. Teknoloji aynı zamanda en genel
anlamında kazanılmış yeteneklerin işe koşulmasıyla doğaya egemen olmak için gerekli işlevsel yollar oluşturmadır (Alkan, s.13, 1998).
Teknoloji, yönetim, süreç, düşünceler ve makine ve insan organizasyonlarının integre olduğu kompleks bir yapıdır (Hoban, s.242, 1965). Bu tanıma göre, teknolojiyi ortaya çıkaran insandır. İnsanoğlu teknolojiyi makine ile
ortaklaşa yaptığı bilimsel çalışmalar sonucunda ortaya çıkarmaktadır. Kısaca,
teknolojinin ortaya çıkabilmesi için insanoğlunun çabaları gerekmektedir.
Teknoloji, pratik uygulamaların yapılmasını sağlayan organize olmuş
bilgilerin yada bilimsel bilgilerin sistemli uygulamalarıdır (Galbraith, s.12,
1967). Bu tanıma göre teknoloji araştırma ve kuramsal çalışmalar arasında yer
alan bir köprü durumundadır. Diğer bir ifade ile teknoloji sayesinde araştırmalar sonucunda elde edilen bilgiler kuramsal tarafa aktarılmaktadır. Kısaca,
teknoloji bilimsel bilgileri her iki tarafa yollayan taşıyıcı konumundadır.
Eğer sözlüklere bakarsak, teknoloji: (1) teknik bir dil, (2) a: uygulamalı
bilim, b: pratik bir amacı gerçekleştirmek için kullanılan teknik bir yöntem, (3)
insanoğlunun rahatını sağlayan bütün gelişmelerin genel anlamı, (4) bir sanayi
dalı ile ilgili yapım yöntemleri, kullanılan araç-gereç ve aygıtları kapsayan
bilgi, uygulama bilimi, (5) belli bir teknik alanda bilimsel ilkelere dayanan tutarlı bilgi ve uygulamaların tümü, (6) tekniklere ilişkin genel kavram, ve (7) en
yeni bilimsel buluş ve uygulamaların kullanıldığı donanım olanakları ve yapısal düzenlemeler olarak tanımlanmaktadır.
Teknik kelimesi ise: (1) teknik ayrıntıların hareket noktası olan davranışlar yada temel fiziksel hareketlerde kullanılan temel ayrıntılardır; aynı zamanda bazı hareketleri kullanan yada davranışları açıklamak için kullanılan yetenek olarak algılanmış, (2) a: teknik yöntemlerin temel yapısı ve b: belli bir
amacı gerçekleştirmek için kullanılan bir yöntem olarak açıklanmıştır. Tanımlara baktığımız zaman teknolojik bir gelişmenin meydana gelebilmesi için,
mutlaka ilk önce kuramsal boyut olarak belirlenmesi ve daha sonra donanım
olarak ortaya çıktıkları belirtilmiştir.
Teknolojinin tarihsel gelişimi konusunda iki farklı fikir ortaya atılmaktadır. Birincisi, teknolojinin tarihi Aristo`dan başlayıp günümüze kadar
gelmektedir. Teknoloji batının felsefi fikirlerinin temelini oluşturmaktadır.
İhde (1993) klasik batının ilk dönemlerde teknolojik fırsatlar bakımından kuvvetli olmadığını açıklamıştır. Buna rağmen savaş ve tiyatro alanlarında bazı
buluşlar yapmışlardır. Bunlardan bazıları:
Genel olarak burada eski batılıların teknolojileri kendi estetiklerinin baskısı altında kaldıkları söylenebilir. Diğer bir ifade ile, teknoloji tarihinin insan TEKNOLOJİNİN FELSEFİ TEMELLERİ – gemilerde ateşlemeyi başlatmak için ayna ile güneş enerjisini
birlikte kullanmışlar ve – tiyatronun sahnesine çıkmak için asansörü icat etmişlerdir.
oğlunun kendi yaşantılarını kolaylaştırmaya karar verdikleri noktada başlamış
olduğudur.
İkincisi, teknolojinin temeli doğuya dayanmaktadır: ilk teknoloji yakın
doğu da geliştirildiği bilinmekte ve bu buluş çok az bilimsel bilgileri içermektedir (Ellul, s.27, 1993). Teknolojinin gelişmesi bu noktadan başlamış ve
her geçen gün gelişen teknolojiler daha çok bilimsel verilere dayanmıştır. Bundan dolayı her zaman bilim ve teknoloji birbirinden ayrılmıştır. Plato için gerçek bilgi yardım görmeden akılcılığın içinden gelmektedir. Diğer bir ifade ile
bilgi insanın iç yapısında bulunmaktadır ve dış dünya ile hiçbir ilişkisi yoktur.
Halbuki Aristoya göre bilginin gerçekliği dış dünyadan elde edilen verilerden
gelmektedir (Nichols, 1987). Burada Aristo’dan yola çıkarak insanoğlu etki ve
neden terimleri üzerinde düşünmeye ve dışarıdan gelen fikirleri de işleme koymaya başlamıştır. Aristo, teknolojinin temel olarak etki ve neden üzerinde kurulduğunu belirtmiştir. Her iki açıklamada teknolojinin gelişmesine katkılar
sağlamıştır. Teknoloji hem içsel yani insanın zihinsel faaliyeti, hem de dışsal
yapılardan yani dış etkilerden oluşmaktadır.
Plato ve Aristo teknik (techne) kelimesini kendi düşünce yapılarına
göre farklı olarak açıklamaya çalışmışlardır. “Teknik” kelimesini anlayabilmek için şu soruyu sormamız gerekmektedir: teknik teknolojinin bütün anlamlarını içeriyor mu?“. Teknik bir el sanatı ve sanat objesi olarak algılanmıştır. Bundan dolayı teknoloji ve sanat her zaman birbirleri ile ilişkilidir.
Teknoloji geliştirilirken sanat özelliği de ihmal edilmemiştir. Bu gelişmelerde
araştırma ve geliştirme faaliyetlerini temel alan normal yetenekler kullanılmıştır. Bu tür bir yetenek saf bir teknolojik yapıyı açıklamaktadır. Saf bir teknoloji makinenin meydana getirilmesi ve başarıya ulaşmak için yapılan faaliyetler ile ilgilidir. Bu teknoloji sanat ile bilim arasında herhangi bir yerde bulunmaktadır. Saf teknoloji ile ilgili örnekleri Teich (1977) vermektedir:
Ihde`ye (1993) göre, Rönesans insanları daha çok teknoloji ile ilgilenmiştir. Bu bilgiler modern bilimin habercisi konumuna gelmiştir. Bu dönemle ilgili örnekler verilecek olursa: (1) Leonardo da Vinci`nin savaş ve uçmak için tasarladığı alet, (2) Galileo`nun eski matematik bilimini kullanarak
lensleri bir araya getirip ortaya çıkardığı teleskop aleti. Her iki alet Rönesans
döneminin modern bilimin temcileri olarak algılanmaktadır. Her iki bilim
adamı da teknoloji ve bilimi kullanarak bu önemli olan aletleri toplumun hizmetine sunmuştur.
Bu bilgilerden yola çıkarak bazı bilim adamları teknoloji kelimesini
tanımlamaya çalışmışlardır. Birincisi, Teich (1977) teknoloji`yi dilbilimini,
zeka bilimini, çağdaş yorumları ve matematik bilimini içeren bir sistemler bütünü olarak tanımlamıştır.Diğer bir ifade ise, teknoloji pratik amaçlı bilgilerin
organizasyonudur. Bu tanım, insanlara teknolojinin değerleri nasıl değiştirdiğini görmesi bakımından yardımcı olmaktadır.
4
İkincisi, Ihde (1993) teknolojiyi geniş olarak üç ana kavram üzerinde
tanımlamıştır. Bu ana kavramlardan ilki, teknolojinin materyal elementler gibi
bazı sağlam ve yapıcı olan yapıları içermesidir. Diğeri ise, teknoloji mutlaka
uygulama alanına koyulmalıdır. Diğer bir ifade ise teknoloji, mutlaka günlük
yaşantılarda insanlar tarafından kullanılmalıdır. Sonuncusu, insanlar teknoloji
ile bunları geliştiren kişiler arasındaki ilişkileri görebilmelidirler. Bu tanım
daha çok, çağdaş spor faaliyetlerinde teknolojinin uygulamalarında kullanılabilir.
Üçüncüsü, Ellul (1964) teknolojiyi organize olmuş bütün bilimsel faaliyetlerinin bir grubu olarak tanımlamıştır. Sosyologlar bu tanım ile ilgilenmiştir çünkü bu tanım kendilerine avantajlar sunmaktadır. Örnek olarak, bu
tanım teknolojiyi toplumun genel yapısından elimine etmektedir. Diğer bir
ifade ile teknoloji belli bir topluma ait değildir aksine teknoloji bütün toplumlar
için hizmet etmeye hazırdır. Bu tanım kısaca teknoloji ile toplum arasındaki
ilişkiyi net olarak kurmaya çalışmaktadır.
Dördüncüsü, Feenberg (1991) teknolojiyi farklı yöntem ile açıklamaya
çalışmaktadır. Bu bilim adamı teknolojiyi belli bir olayı tarafsız olarak kıyas
eden sistemler bütünü olarak tanımlamaktadır. Bu tanım içinde dört önemli
nokta bulunmaktadır. Bunlardan ilki, saf bir araç olarak teknoloji, başarıya ulaşmak için bilgilerin yorumlanmasıdır. Sonuç olarak, teknolojinin tarafsız olması tarafsız bir bilgi vasıtasının ortaya çıkması demektir. Bilgilerin tarafsız
olarak yorumlanması teknolojinin hızlı olarak gelişmesine katkılar sağlar.
Feenberg (1991) ikinci olarak, teknoloji modern toplumlarda politik yapılara
göre (demokratik, sosyalist yada kapitalist) farklı yöntemler ile ortaya çıkar
demiştir. Diğer bir ifade ile politik yapıları farklı olan toplumlar teknolojileri
farklı bir biçimde geliştirir ve toplumun hizmetine değişik yöntemlerden sunar.
Üçüncü olarak, teknolojinin sosyo-politik tarafsızlığı genel olarak evrensel
olarak doğru kabul edilen bilgilere bağlıdır. Diğer bir ifade ile teknoloji ger-
– rekor kırma aracı, niyet edilen gibi davranılıp davranılmadığını test
eder,
– satranç oynama bilgisayar programı, eğlencenin nasıl
yapılabileceğini gösterir,
– Minyatür sanatında üstün eser, Bilimsel Amerikanın Büyük
Uluslararası Kağıt Uçak Yarışması.
5
çekliği ispat edilebilir doğrular üzerinde geliştirilmiştir. Son olarak bu tanımda, teknolojinin evrenselliği aynı zamanda ölçmelerin aynı standartları farklı
yöntemler ile aynı şekilde elde edilebileceğini ifade etmektedir. Sonuç olarak,
teknolojinin farklı kültürlerde, alanlarda ve ülkelerde üretkenliği artırdığı ortaya çıkmıştır. Teknoloji tarafsız olmalı, çünkü bilimsel bilgilerin siyasal bir
yapısı tarihte olmamıştır, gelecekte de olmayacaktır.
Ve son olarak, saf bilim kendisi için bilgi üretir, teknoloji insanların yararı için bilimi pratik yaşama uygular. Bilim bilmektir ve bilme uğraşıdır.
Teknoloji yapmaktır, etkili ve verimli yapma yolları uğraşıdır (Eisele`ler, s.2,
1994).
Genel olarak teknoloji ile ilgili olan bütün tanımlara baktığımız da bu
tanımların aynı zamanda makine , bilim, organize etme, teknik operasyonlar,
teknik olaylar, kültür ve toplum gibi kavramları içermekte ve bunlarla ile iç içe
kullanılmakta olduğunu görürüz (Şekil 1). Diğer bir ifade ile teknoloji yukarıda belirtilen bütün tanımlar ile ilgili faaliyetlerin etkili olarak organize edilmesidir.
Şekil-1 Teknoloji
Makine ve Teknik
Makine ve teknoloji arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Çünkü makine teknoloji ile ortaya çıkıp gelişme göstermektedir. Diğer bir ifade ile teknoloji, makinenin alt yapısını meydana getirmektedir. Cottrell (1972) insanların ateşi kontrol altına almasını bir teknoloji ürünü olarak açıklamıştır. Bunun için, insanlar mutlaka bilgiyi ve makinenin-aletlerin kullanımı ile ilgili olan yetenekleri bir arada tutmalıdır. Elul`e (1964) göre makine ve teknoloji arasında iki temel ilişki bulunmaktadır.
Teknoloji Tanımı
Bilim Boyutu
Makine Boyutu Organize Etme Boyutu
Teknik Operasyonlar Boyutu
Teknik Olaylar Boyutu
Kültür Boyutu
Toplum Boyutu
6
Bu ilişkilerden birincisinde ise temel olarak iki farklı düşünce bulunmaktadır: (1) bazı bilimsel çalışmalar makinenin haricinde gelişme gösterebilir;
(2) ayrıca makinesiz teknolojik gelişmenin olmayacağının açık olarak doğru olmasıdır. Belki bu iki tanım karıştırılabilir. Fakat kısaca, teknoloji ve makine
arasında kuvvetli bir ilişkinin olduğu açık olarak söylenebilir. Bunun için bilimsel gelişmelerde teknolojinin ve makinenin birlikte düşünülmesi gerekmektedir.
İkinci ilişki ise genel olarak, Ellul`e (1964) göre, teknoloji, makinenin
hemen hemen tamamen bağımsız bir yapısı haline gelmektedir. Bu yapı, makinenin ortaya çıkardığı insan yaşantısını kolaylaştıran temel ürünün şeklidir.
Bu nedenden dolayı teknolojinin sanayi dışında da uygulaması vurgulanmalıdır. Çünkü, teknoloji, sanayinin uygulandığı alanların dışında gelişme
göstermektedir. Bugün, teknolojinin gücü makinenin kullanımı ile büyüme
göstermesinden ayrı olarak gelişme gösterdiği söylenebilir. Buna ek olarak,
makine teknolojiye bağımlıdır ve teknolojinin bütün en ince ayrıntılarını da
kapsamaktadır. Elul`a (1964) göre, eğer biz bugünkü makine ile teknoloji arasındaki ilişkiyi belirtseydik, biz makinenin sadece temel teknolojinin değil aynı
zamanda sosyal ve ekonomik olarak teknik avantaj sağlayan uygulamalarının
da ürünü olduğunu söyleyebilirdik.
Genel olarak, burada makinenin ve aletlerin kullanımı ile ilgili olan yetenekler ve bilginin yapısı ile ilgili olan teknolojinin temel açıklamaları yapıldı
(Cottrell, s.12, 1972). Bu süreç teknoloji ve makine arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni, makinenin ve teknolojinin gelişmelerinin
birbirlerine bağımlı ve paralel olmasından kaynaklanmaktadır. Eğer bir tarafta
makinede yada teknoloji tarafında görülen bir yavaşlama varsa bu zamanla diğer tarafın gelişmelerini de etkilemektedir. Buna ek olarak, sosyal ve ekonomik faktörler teknoloji ve makine arasında var olan ilişkileri etkileyebilmektedir. Makine, teknolojinin en önemli bir yapısı, sadece insanoğlunun üretkenliği ile ilgili değil aynı zamanda insanoğlunun bütün aktiviteleri ile ilgilenmektedir. Fellows`a (1995) göre, teknoloji sadece makinenin üretilmesi ile ilgili değil aynı zamanda onun günlük yaşantılarda etkili olarak kullanılması ve
geliştirilmesi ile de ilgilenmektedir.
Farklı bir açıdan ele alınırsa, makine en ince ayrıntısına kadar belli bir
yapı içinde bulunan sorunları çözebilecek özelliktedir: bu özellik teknolojinin
çabalarını kurumsal boyut olarak temsil etmektedir (Elul, 1964). Bu bilgilerden yola çıkarak, makinenin yüzde yüz teknolojinin ürünü olduğu, çünkü
insanoğlunun genel olarak makineyi teknolojik süreçlerden ortaya çıkardığı
söylenebilir.
Teknoloji ve makine arasındaki ilişki daha farklı bir biçimde de yorumlanmaktadır. Bu ilişkinin temelinde toplusallaşma ve insan davranışları bulunmaktadır. İnsan davranışlarının bulunmasının temelli nedeni, toplumu bireylerin oluşturmuş olmasıdır. Ellul (1964), teknoloji ve makine arasındaki i-
7
lişkinin bizim toplumsallaşma sorunumuzun temel yapısını etkilemekte olduğunu belirtmiştir. Diğer bir ifade ile makine toplumun mekanikleşmesini etkilemiştir. Çünkü insanoğlunun yaşantısının büyük bir bölümünü (taşıma, eğlence, sağlık, spor, eğitim, gıda, giyim-kuşam ve diğerleri) makineler ile yürütmektedir. Buna bir örnek verecek olursak, bir yerden diğer bir yere mutlaka
bir taşıt aracı ile gidebilmekte yada sağlığını koruyabilmesi için makinelerin ürettiği ilaçları kullanmaktadır. Bunun ile ilgili örnekleri daha da çoğaltabiliriz.
Genel olarak, 19 yüzyıl toplumunun özellikleri olan mekanikleşme toplum içinde hızlı bir biçimde yayılma göstermektedir. Buna paralel olarak insanoğlunun da makinenin getirdiği imkanlardan faydalanma isteği her geçen gün
artmaktadır. Bunun sonucunda, insanoğlunun yaşamı her geçen gün makine ağırlıklı olmaya başlamıştır. Gün gelecek ki, insanlar makinesiz yaşamını devam ettiremeyeceklerdir. Bu yapı, toplumun içindeki ilişkileri de sosyal olmayan bir yapıya doğru sürüklemektedir. Bu nedenle, insanoğlu makine ile ilgili
konuşmaya başladığı zaman, anti-sosyal düşünceleri ortaya çıkarmaktadır çünkü makine tek başına etkili olarak sosyalleşme faaliyetleri içinde kullanılamamaktadır. Bu sırada teknoloji devreye girmektedir. Teknoloji makineyi toplum içine etkili olarak transfer etmeye başlamıştır. Sonra, toplum makine ile
toplumsal ihtiyaçlarının karşılanmasında tanışmaktadır. Sonuç olarak, Ellul
(1964), teknolojinin mekanikleşmeyi yönlendirdiğini söylediği zaman insanoğlunun makineye adaptasyonunu kastetmemektedir. Toplumun mekanikleşmesinin temeli, insanoğlunun makineyi kullanma isteğine ve makinenin getirdiği yaşamsal kolaylıklarına dayanmaktadır. Burada unutulmaması gereken
bir husus bulunmaktadır. Hiçbir zaman teknoloji ve makine birbirlerinin yerine geçemez (Ellul, 1964). Teknoloji ve makine çok farklı özelliklere sahiptir.
Bilim ve Teknik
Erken modern bilim (Tarih öncesinde) daha çok deneysel bir yapıya sahiptir. Erken modern bilimde deneysel bir yapıya sahip olabilmenin anlamı iki
farklı biçimde açıklanmaktadır: (1) deneyselin anlamı teknolojinin kullanılmasıdır, (2) deneysellik doğal olayların kontrol edildiği yada mecbur kılındığı
durumlara yerleştirilir (Ihde, s.72, 1993). Bu bilgiler insanoğluna erken
dönemde var olan teknoloji ve bilim arasındaki ilişkisini vurgular. Bu ilişkinin
açık, net ve düzeyinin ortaya çıkarılması için 19. yüzyıl içinde bilimsel çevreler
yoğun bir çaba harcamıştır. Bunlara ek olarak, akademi üyeleri teknolojinin
bilimin faaliyetleri olarak algılamaktadır. İnsanoğlu aynı zamanda tekniğin bir
bilim uygulaması olduğunu her zaman öğrenmektedir. Bilim uygulamasını
desteklemek için çeşitli örnekler verilebilir.
Bu örneklerden birincisi, 20.yüzyılın fizik ve kimyaları teknolojinin temelini teşkil edecek bilimsel bilgileri içermektedir. Bu bilimsel bilgiler sayesinde günümüze kadar gelen değişmeler ve yeni buluşlar hızlı bir biçimde ge-
8
lişme göstermişlerdir. Eğer erken dönemin modern bilimsel çalışmaları yapılmasaydı günümüz insanları şu anda hala ortaçağı yaşıyor olacaktı.
Bu örneklerden ikincisi, insanoğlunun yaşamında mesela tıp ve ilaç, ulaşım, yemek yapımı ve iletişim kullandığı teknolojiler bilimsel araştırmalar
neticesinde ortaya çıkarılmıştır. Bu bilimsel araştırmalar sonucunda insanoğlu
kendi yaşamını zenginleştirmekte ve rahat bir biçimde sürdürmektedir.
Fellow (1995) insanoğlunu mahveden atom bombasının temel yapısının
bilimsel teorinin temeli olduğunu belirtmektedir. Çünkü, atom küçük parçacıklara ayrılarak insanoğlunun hizmetine farklı yollardan mesela tıp, ilaç, vb.
ile sunulmaktadır. Yapılan fizik ve diğer bilimsel gelişmelerin temel yapısını
atom parçacıkları oluşturmaktadır. İnsanoğlu atomu yararlı bir biçimde kullanmaya başlamıştır. Teknolojik gelişmelerin etkili olarak kullanılması tamamen insanoğluna bağlıdır. Atomun kahredici ve büyük bir cani bomba olarak
kullanılması tamamen insanoğlunun fikridir. Teknik bir yapı bilimsel bir
formül ve gerçek materyal arasındaki ilişkinin özelliğini yorumladığı bütün bilimsel çalışmalardan sonra rahatlıkla söylenebilir. Bu bilimsel formülleri aynı
zamanda gerçek pratik hayatta bilim adamları, teknolojistler ve diğer ilgili
insanlar bilimsel çalışmalarında uygulamaktadır. Bu nedenden dolayı erken
bilimsel gelişmelerin insanoğluna yeni bir çok fırsatlar sunduğunu ve
günümüzün bilimsel gelişmelerin bu dönemde yapılan bilimsel araştırmalardan
alındığını ortaya çıkaran ve buna inanan bilim adamlarının doğru teşhisler
yaptığına inanmanın yanlış olmayacağı böylece kanıtlanmış oldu.
İhde’ye (1993) göre bazı bilim adamları modern teknolojinin bazen
insanoğlunun kültürünü, liberal eğitimini, toplumsal yaşamayı, insancıllığı ve
yaşamın geleneksel yapısını tehdit ettiğini görmüşlerdir. Örnek olarak, teknolojik ve bilimsel araştırmalar sonucunda insanoğlu toplu katliamlar yapabilen
silahlar üretmiştir. Buna ek olarak, günümüzde modern yaşam olarak adlandırılan kentlerde yaşayan insanların kendi aralarında yardımlaşma ve arkadaşlık duygularında azalmalar olduğu ve buna paralel olarak bireyselliğe doğru
sürüklendiğini bugün bir çok araştırmacı ortaya çıkarmıştır. Biz de çevremizde
rahatlıkla bu olumsuz gelişmeleri görebiliriz. Mesela, kentlerde apartmanlarda
yaşayan insanların alt ve yan komşularını hiç tanımadıkları ve konuşmadıklarını sık sık basın organlarında duyarız.
Bütün olumsuzluklara rağmen insanoğlunun teknolojiye ihtiyacı bulunmaktadır. Çünkü, teknoloji bilimi ve teorileri bir araya getirmektedir. Diğer
bir ifade ile kuramsal olarak ortaya çıkarılan düşünceler bilimsel temellere
oturtularak uygulamaya konulmaktadır. Bu gelişmeleri Ellul (1964) desteklemektedir. Ellul, ne zaman bilim adamları bilimi geliştirseler, tekniğinde paralel olarak gelişebileceğini ifade etmektedir. Diğer bir ifade ile, teknolojik ve
bilimsel gelişmeler birlikte hareket eder çünkü her ikisi birbirinden etkilenmekte ve bilgileri ortaklaşa kullanmaktadırlar. Ek olarak, teknikler her zaman bilimsel bilgileri hızlı olarak uygulamaya koyarlar. Bilim adamları yeni
9
bir bilgi geliştirdiklerinde, bu bilginin uygulamaya konulması kısa bir süre içinde gerçekleşir. Çünkü insanoğlu yeniden düşünmeye başlar ve bu gelişmeyi
iş adamları para kazanmak için hızlı olarak piyasaya sürüp insanların yaşamlarında uygulamaya koyarlar. Buna örnek olarak bilgisayarlar verilebilir. Bilgisayarlar çok kısa bir süre içinde gelişme göstermiş, milyonlarca insana bu
bilgisayarlar satılmış ve halen yeni özellikleri ile satılmaktadırlar. Gün
geçtikçe insanların bilgisayar alım güçleri de yükselmektedir. Diğer bir örnekte internet olarak verilebilir. Başlarda internet belli bazı üst yöneticiler tarafından kullanılmaktaydı. Halbuki günümüzde internet her seviyedeki insanlar
tarafından kullanılmakta ve internet ile binlerce insan iş kurup para kazanmaktadır. Günümüzde interneti kullanarak zengin olan binlerce insan bulunmaktadır. Bütün bunlar bize yeni gelişmelerin insanoğlu tarafından kendi.
Yaşamlarında hızlı ve etkili olarak kullanıldığını göstermektedir.
Eğer ortada bir sorun var ise ve bu sorun daha çok 20. yüzyılın teknoloji filozofisi ile ilgili olursa, bütün bilim filozofları bu sorun ile ilgilenmekte
ve çözüm önerileri bulmaya çalışmaktadırlar. Bu yapı bize bilim ile teknoloji
arasındaki filozofik olarak ilişkisini ve farklılıklarını ortaya çıkarmaktadır
(Ihde, s.69, 1993). Bu durum bir sorunu ortaya koymaktadır çünkü bu teknolojinin ve bilimin temel kavramını ifade eder ve açık olarak kuram ve uygulama ile ilgili büyük bilim ve teknolojik sorunların olduğunu açık olarak ifade
eder. Bu sorun bilim adamları ve teknolojistler tarafından pek önemsenmemektedir. Çünkü, bunlar bu tür sorunları ortaklaşa rahatlıkla çözebileceğine inanmaktadırlar. Burada önemli olan, eğer insanoğlu insancıllığın yapısını
çağdaş uygulamalara uygularsa, insanlar bilim ve teknolojiyi insanoğlunun yararları için kullanabilir olmasıdır. Bunun sonucunda, insanoğlu hızlı bir biçimde yaşam şartlarını değişikliğe uğratır, sorunlardan uzak ve rahat olarak
yaşayabilirler.
Sonuç olarak, burada açıklanan bütün düşüncelerin temel yapısı insanoğlunun tekniği daha çok bilim olarak kullandığını aynı zamanda tekniğin daha çok bilimsel çalışmaların sonucu olduğunu işaret eder.
Organizasyon ve Teknik
Organizasyon ve teknik arasında bir ilişki her zaman bulunmaktadır. Bu
ilişkiyi açıklamadan önce organizasyonun tanımını yapmakta fayda
bulunmaktadır. Organizasyonun çeşitli tanımları bulunmaktadır. Birincisi, organizasyon yönetim, ekonomi veya sosyal yaşamda uygulanan bir tekniktir
(Ellul, s.11, 1964). Bu tanımda yazar daha çok organizasyonun insanlar tarafından kullanılmasının temel amacının yaşamlarındaki hedeflerine başarılı o*-
larak ulaşmak olduğunu ifade etmektedir. Diğer bir ifade ile, eğer insanlar iş
ve diğer yaşantılarını etkili olarak planlar ise, organizasyon bilgilerini yaşamlarına uygulamış olur. Organizasyonsuz her iş başarısız olmaya mahkumdur
denilebilir. Bunun için eğitim bilimi içinde atılacak her adım bir organizasyon
10
ürünü olmalıdır aksi takdirde kıt olan kaynaklar boşa harcanmış olur. Sınıflarda kullanılacak olan öğretim materyalleri de etkili olarak planlanıp uygulamaya
koyulmalıdır. Yoksa kullanacağımız öğretim materyalleri boşa kullanılmış olur.
İkinci tanım yine Ellul tarafından yapılmıştır. Ellul (1964), organizasyon bireysel yada gruplara uygun olan yapıları içeren, etkili ve ekonomik olarak yönlendiren, ve bütün faaliyetleri belirlenen hedefler doğrultusunda bir arada tutan ve koordine eden bir süreç olarak açıklamıştır. Diğer bir ifade ile, insanlar çalışmalarını, parasını ve zamanını etkili olarak kullanmak için organizasyonu kullanırlar. Eğer insanlar iş ve özel yaşamlarındaki faaliyetlerini organize etmezler ise, belki de insanlar bütün kaynaklarını israf eder ve yanlış yolda kullanmış olurlar. Organizasyonsuzluk sonucunda insanlar paralarını, zamanlarını ve yaşamlarını kaybedebilirler. Organizasyon sürecinde başarılı olmak için, teknik yapının insanlar tarafından kullanılması gerekir. Tekniğin olmadığı bir ortamda organizasyon çabaları boşa gidebilir. Yani, teknik ile organizasyon arasında sıkı bir ilişki bulunmakta ve her ikisi aynı ortamda faaliyete
geçirilmelidir.
Organizasyon standartları ekonomi ve yönetim sisteminde modernleşmeyi kurmaktadır. Standardın anlamı genel olarak organizasyonda karşılaşılabilecek bütün sorunlar ile ilgili belli bir çözüm yöntemidir. Diğer bir ifade
ile, sorunun kaynağı belirleniyor daha sonra sorunun genel yapısına uygun
standart bir çözüm yöntemi öneriliyor. Eğitimde de belli bir takım standartlar
bulunmaktadır. Özellikle, eğitim teknolojilerindeki standartlar ve öğretim ortamının özelliklerine uygun olan öğretim materyalleri geliştirilmelidir. Standartlaşma insanlara kendi yaşamlarında karşılaşabilecek sorunları çözmede etkili ve uygun olan çözüm yöntemlerinin bulunmasında yardımcı olmaktadır.
Ellul (1964), standartlaşmanın organizasyonlarda bireysellikten daha çok yöntem ve materyal konularına ağırlık verdiğini ifade etmektedir. Yani, organizasyonlar bireylerin kendi özelliklerine göre değil bilimsel araştırmalar neticesinde belirlenen yöntemler ile yönetilir. Kısaca bunun anlamı, insanlar örgüt
içinde kendi bireysel standartlarını belirleyemezler. Bütün organizasyon kurallarının ve yöntemlerinin her kes için uygun ve kullanılabilir nitelikte olması gerekmektedir.
Organizasyon bazen teknikten farklı bir yapıda olabiliyor. Bunun anlamı, insan bazı yeni bilimsel bilgileri ve yöntemleri kendi başına keşfedebilir olması ve insanların mutlaka organizasyonu yeni bir kavram olarak algılamasıdır
(Ellul, s.12, 1964). Her bilimsel değerleri kullanan her insan bireysel olarak
araştırmalar yapabilir ve araştırmalardan elde ettiği bulguları bilimsel temele
dayandırabilir. Bu bilimsel faaliyetlerde mutlaka bilimsel ve organizasyon bilimsel yöntemleri ve uygulamaları kullanılmalıdır.
Burada iki tane sonuç çıkabilir. Birincisi, Ellul (1964) mekanik tekniğin uygulanması sonunda bazı sorunların ortaya çıkabileceğini belirtmiştir.
11
Bu yapıya sahip olan yani tekniği başarılı olarak kullanan organizasyonlar kendi sistemlerini denkleştirmektedirler. Diğer bir ifade ile, organizasyon içindeki
her bir soruna uygun bir çözüm yöntemi önerilmektedir. Eğitimin önemli bir
parçası olan öğretim teknolojileri organizasyonunda materyal geliştiren eğitimciler karşılaşabilecekleri her türlü eğitim sorunlarına uygun çözüm yöntemleri önerebilmelidirler. Aksi takdirde, yapacakları öğretim faaliyetlerinin
organizasyonunda başarılı olamazlar. Başarılı olabilmek için, organizasyon sorunlarının kaynaklarının detaylı olarak irdelenmesi ve soruna uygun olan çözüm yönteminin ortaya çıkarılabilmesi gerekiyor.
Teknik makinenin özelliklerini asimile edebilir. Çünkü teknik ile makine çok iç içe kavramlardır. Birbirlerinin özelliklerini içerebilirler. Makine
deyince daha çok teknolojinin donanım boyutu ifade edilmektedir. Teknik ve
makine birlikte kullanıldığı zaman insanlar organize faaliyetlerini başarılı olarak yerine getirebilirler. Bunun sonucunda, insanlar organizasyon yaşantılarında başarılı olurlar. Bu nedenle, bilim adamları ve eğitimciler teknik ve organizasyonu sorunlarını çözmede her zaman birlikte düşünmelidirler. Sonuç olarak, insanlar kendi yaşamlarında belirlemiş oldukları hedeflere başarılı olarak
ulaşabilmeleri için organizasyon ve tekniklerin avantajlarını birlikte kullanmalıdırlar. Eğitimciler de öğrencilerdeki öğrenmeleri artırabilmeleri için belirtilen organizasyon ve teknik avantajlardan yararlanmalıdırlar.
Teknik Operasyon ve Teknik Olay
Teknolojinin gelişim aşamasında, teknik operasyon ve teknik olay
arasında belli bir ilişki bulunmaktadır. Bu ilişki tekniği daha çok, genel eğilimlerin ve ortak özelliklerin gösterildiği operasyonlarda kullanılan yöntemler olarak göstermektedir fakat insanlar kendi başlarına bu ilişkiye yönelemiyorlar
(Ellul, 1964). Teknik çalışmaların başarılı olabilmesi için grup faaliyetleri çok
önemlilik arz etmektedir. Teknik ve teknolojik yapılarda bir çok farklı kısım
bulunmaktadır ve gerçek anlamın anlaşılması çok zordur. Bunun yanında, grup
çalışmasının yanında bireysel teknikler ve çalışmalar her zaman teknik olaydan
daha basit bir yapıya sahiptir.
Teknik operasyon, belli bir yapı içinde sonuca ulaşmada kullanılan her
türlü operasyon faaliyetlerini içermektedir (Ellul, 1964). Operasyonun anlamı,
yeni bir tekniğin ortaya çıkarılmasında ve var olan teknolojinin kullanılmasında kullanılan yöntemlerin hepsidir. Teknik operasyon temel olarak basit bir
yapıyı içermektedir çünkü oluşumu meydana getiren parçaların her birinin
tanımı açık ve net olarak yapılmıştır. Yapılan bu tanımlar bilim adamlarına
teknik operasyonların yönetilmesi konusunda yardımcı olmaktadır. Teknik operasyonlar genel olarak bilimsel çalışmalar sonucu meydana gelen bilgilerdir.
Bilimsel çalışmalar içinde teknolojinin donanım ve kuramsal boyutu etkili olarak kullanılmaktadır. Eğer belirtilen her iki boyut kullanılmaz ise elde edilen
12
sonuçların bilimsel olarak tutarlılığı her zaman tartışılabilir. Sonuç olarak
söylenebilir ki, teknik operasyonlar etkili olarak işlevini sürdüremezler.
Her bir teknik operasyon temel olarak belli bir tekniği kullanır. Buna
örnek olarak, bir insan en az effort harcayarak ağaca çıkar daha sonra olgunlaşmış ve olgunlaşmamış meyveyi ayırt ederek dalından koparıp aşağıya indirir
(Ellul, 1964). Burada meyvayı aşağıya indiren insan bir teknik operasyon
yapmıştır. Bu operasyon içinde ağaca tırmanan insan belli bir teknik
kullanarak olgun olan meyvayı beyninde yorumlayarak koparmaya karar
vermiştir. Yukarda da değinildiği gibi bu faaliyette teknolojinin kuramsal
boyutu (olgun olan meyvanın koparılma kararı) ve donanım boyutu (eliyle
koparması ve meyvayı eline alması) etkili olarak kullanılmıştır. Meyvayı
koparma faaliyeti tamamen doğal ve kendiliğinden oluşan kompleks ve aynı
zamanda basit bir yapıdır (Ellul, 1964). Buradan şu anlaşılabilir, insanlar belli
bir teknik operasyon içinde amacına ulaşmak için kompleks ve basit bir teknik
olayı iç içe kullanabilmektedir. Tamamen doğal ve kendiliğinden meydana gelen effortlar gelişmeyi sağlayan kompleks faaliyetler ile yer değiştirebilir. Bu
proses her zaman basit bir formdan daha kompleks bir forma doğru hareket
eder. Ellul (1964), teknik formlar kendiliğinden oluşan formlara göre daha çok
ihtiyaç hissedilmemesini düşünmektedir fakat teknik formlar her zaman daha
etkili ve bulunduğu ortama daha kolay adapte olabilir.
Belirtilen bütün süreçler ve tanımlar teknik ile teknik operasyon
arasında bir farkın olduğunu ifade etmektedir. Bu farklılık bir teknik yapılanmada toplanmaktadır, fakat teknik operasyon belli bir süre içinde aynı seviyede
ve hızda devam edebilir (Ellul, s.20, 1964). Burada teknolojinin gelişmesini
sağlayan teknik operasyon alanında iki önemli faktör bulunmaktadır. Birinci
faktör, açık olarak, herkese ve başarıya ulaşmada kullanılan tekniğin avantajını
gösteren bir bilinçliliktir. Diğer bir ifade ile teknik operasyonlarda yapılan her
faaliyet ve uygulamalar belli bir karar sürecinden geçtikten sonra gerçekleşebilir. Bu aşamada plan ve program bilinçlilik ile iç içe kullanılabilir. Ellul `a
(1964) göre, bilinçliliğin yorumu teknik yayılmayı hızlı ve uzaklara doğru oluşmasına sebep olabilir. İkinci faktör, teknolojinin donanım ve kuramsal boyutunun gelişmesinde uygulanan teknik operasyonlarda insanların doğru karar
verebilmesi için önemli rol oynayan karar vermedir. Burada karar verme, bilimsel çalışmalar sonucunda elde edilen bilgilere dayanır. Uygulaması olmayan bilgiler kesinlikle karar verme aşamasında kullanılamaz. Çünkü teknik operasyonlarda bulunan karar vermenin yorumu önemli sonuçları içerebilir.
Teknik operasyon süreci boyunca, insanlar kendi hedeflerini gerçekleştirmek
için yeni araç-gereç yada farklı operasyon yöntemi bulabilir yada ortaya
çıkarabilirler.
Teknik olay, insanoğlunun zamanının temel zihin meşguliyetidir; her alandaki bilim adamı en etkili yöntemi bulmaya çalışır (Ihde, s.72, 1993). Diğer
bir ifade ile, teknik olayda her zaman zihinsel faaliyetler yoğun olarak kul-
13
lanılmaktadır. Bu faaliyetlerde düşünce ve bilimsel aktiviteler her zaman uygulanır diğer tarafta, insanların araştırmalarında bazen sınırlılıklar bulunmaktadır. Buna rağmen, teknik olaylar sürecinde bilim adamları her zaman teknolojik sorunlara çözüm bulmak için etkili, planlı ve uygulanabilir yöntemler
geliştirme çabası içindedirler.
Teknik operasyon ve teknik olay altında, Ellul (1964) modern tekniğin
üç ana temelinden bahsetmektedir. Bunlardan birincisi, organizasyonun ekonomik tekniği tamamen üretime ve ekonomik planlama faaliyetlerine bağlıdır.
Burada, teknik ve diğer yapılar ekonomi gibi hedefler ve davranışlar arasında
bazı farklılıklar bulunmaktadır. Diğer yandan, tekniğin ekonomi faaliyetlerine
bağımlı olmasının bazı problemleri bulunmaktadır. Bu problemler, araştırma
ve teknoloji üretiminde yoğunlaşmaktadır. Zaten, bu iki ana konu teknoloji
üretimi ve gelişimi için gereklidir. Çünkü, ekonomik yapı olmadan teknoloji için gerekli olan parasal kaynaklar organize edilemez. Bunun sonucunda da
teknoloji alanında bilimsel çalışmalar yapılamaz.
İkinci prensip organizasyonun tekniğidir. Bu yapı sadece ticari yada
endüstri uygulamalarını değil aynı zamanda yönetim ve güvenlik güçlerinde
uygulanır ve büyük halk kitlelerine hitap eder (İhde, s.20, 1993). Organizasyonun teknik yapısında etkili ve başarılı olabilmek için, insanlar mutlaka
organizasyon tekniklerine önem vermelidir. Aksi takdirde yaptığı bilimsel faaliyetleri planlayamaz ve etkili teknoloji sonuçları elde edemez. Bunun sonucunda yapılan ekonomik yatırımlar israf edilmiş olur. Tabii ki bu israflarda, insanoğlunun yaşamını kolaylaştırma faaliyetlerini etkiler.
Üçüncü prensip, Ellul (1964) de insan tekniğinde tıp biliminden genetiğe ve propagandaya (eğitim tekniği, yöresel yol gösterme, toplumsal olaylar
vb.) değinmenin gerekliliğine dayanmaktadır. Bunun nedeni, insan yaşamının
hemen hemen her parçasında teknolojiye (kuramsal yada donanım olarak) gereksinim bulunmaktadır. İnsan yaşamında teknoloji kullanılmadığı takdirde
yaşam boyutları belli sınırlılıklarda kalabilir, değişime ve gelişmeye ayak
uyduramaz.
Sonuç olarak, belirtilen üç prensip insanlar tarafında teknik ve bilimsel
araştırmalarda yer alan uygulamalarda ve konularda geniş bir biçimde
kullanılmaktadır. Aynı zamanda, insanlar bu üç prensipleri kullanarak yaşamlarında karşılaştıkları sorunları çözmek için yeni ve uygun olan yöntemleri, rolleri, kuralları, prensipleri, teknikleri, ortamları belirler ve aynı zamanda uygulamaları yapmak için kullanır. Eğer yukarda belirtilen üç prensip insanlar tarafından bilimsel araştırmalarda etkili olarak kullanılmaz ise karşılaştıkları her
türlü yaşamsal sorunlarına çözüm bulmaları zorlaşabilir.

14
Teknik ve Kültür
Bütün bu kavramların yanında teknik yada teknoloji ve kültür arasında
belli bir ilişki bulunmaktadır çünkü teknik her zaman insanların yaşantılarını,
davranışlarını, iletişim biçimlerini ve kültür ile ilgili diğer bütün kavramları
etkilemektedirler. Bilim adamları yaptıkları bilimsel araştırmalar neticesinde
elde ettikleri sonuçlara göre, bütün teknolojileri kültür içine yerleştirilmektedirler. Bütün teknolojik gelişmelerin bir insan ürünü olduğu rahatlıkla söylenebilir, çünkü bunları geliştirenler insanlardır. Ihde (1993) ye göre teknolojiler
görünen yada metafizik olan yollara icap ettiğinden dolayı kültürün bir
parçasıdır.
Fellow (1995) a göre, mesela pratik kullanımlar için yapılan buluşlar
yada bilginin uygulanması gibi olan teknolojik yapıya sahip olan bilimsel
çalışmalar geleceğin yada kültürün bir parçasıdır. Günümüzde olduğu gibi gelecekte de teknolojiler teknik kültürün yapısını etkilemekte ve değişime sokmaktadır. Bu tür yapı, insanın kültürel çevresini ve kültür tarafından tanımlanan kariyerlerini geliştirmektedir. Diğer bir ifade ile, teknolojiler insanlara yeni
teknolojik yetenekler sağlamaktadır. Bu yetenekler sayesinde insanlar, rahatlıkla daha çok iş bulma imkanına sahip olacak ve sonunda da yaşamını rahat
geçirebilmek içinde daha çok para kazanacaktır. Kazanılan ekonomik fırsatlarda insanoğlunun toplum içinde var olan kariyerinin seviyesini yükseltecektir.
Kültürel teknoloji içine koyulan bir çok farklı bölümler teknolojinin
tarihsel gelişimine önderlik etmektedirler. Bunun yanında bu bölümler teknolojinin tarihini de yönlendirmektedir (Ihde, 1993). İçinde bulunduğumuz küresel dünyada, kültürel farklılıklar yüksek teknolojinin keşfedilmesi ve gelişimi
ile bir birleri arasında değiştirilmektedir. Yani, herkes farklı kültürlerden bir
şeyler kazanmaya başlamıştır. Buna örnek olarak, iletişim aracı olan
televizyon sayesinde dünyanın her hangi bir köşesinde bulunan bir toplumun
kültürü hakkında kolaylıkla bilgi alıp onları kendi kültürümüze adapte
edebiliriz. Bu kültürel değişimi televizyon sayesinde, belirlenen toplumun yaşadığı bölgeye gitmeden bunu rahatlıkla yapabiliriz.
Sonuç olarak, yüksek teknolojik gelişmeler kültürel yapıları geliştirmekte ve uluslararası iletişimi artırmaktadır. Günümüzde, görüntülü telefon
sayesinde dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan insan ile rahatlıkla yüz yüze
telefon görüşmesi yapabiliriz. Bu teknoloji sayesinde iletişimin kalitesi arttırılmaktadır.
Bu uluslararası iletişim sistemi ülkeler arasındaki kültürel alış verişi geliştirmektedir. Bugün kültür, küresel yapıya doğru hızla ilerlemekte çünkü iletişim teknolojileri, insanlara dünyanın farklı bölgelerinde bulunan kültürleri
tanıma ve haklarında bilgi almada yardımcı olmaktadır. Önemli olan olay ise,
dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan günümüz insanı dünyanın farklı
bölgelerinde yaşayan insanları rahatlıkla ziyaret edebilmekte ve onlar ile
15
iletişim kurabilmektedir. Örnek olarak, günümüzde geliştirilen uçaklar ile
Türkiye’den Amerika’ya, Japonya’ya yada Afrika’ya kısa bir zaman diliminde
gidip gelebiliriz. Mesela, Amerika’ya normal uçak ile rahatlıkla 8 saat, gelişmiş uçaklar ile 4 yada 5 saat içinde gideriz. Sonuç olarak şu söylenebilir, bu
teknolojik gelişimler dünya etrafında çok kültürlü bir yaşayış biçimini ortaya
çıkarmaktadır.
Teknoloji, bütün insan kültürleri için ortak bir yatırımdır; bu yatırımın
herhangi bir toplumun en eski ürünü olduğu söylenebilir. Bunun nedeni, ilk insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için teknolojinin donanım ve kuramsal boyutunu kullanarak elbise ve yiyecek yapmak için araç-gereçler yaptılar. Keşfedilen bu araçlarla, insanlar giyecek ve yiyeceklerini karşıladılar. Geliştirdikleri bu araç-gereçler, ilk insanın kültürel yapılarını etkileyerek yeni kültürlere sahip olmasını sağladılar. Örnek olarak, ateşin bulunması ile insanoğlunun
yaşam tarzı ve kültürel yapıları değişmiştir. Ateş bulunduktan sonra çiğ olarak
yenen et pişirilerek yendi ve ısınma biçimleri de büyük bir değişikliğe uğradı.
Bunlardan yola çıkarak, insanoğlunun sahip olduğu bütün kültürler
teknolojinin temel altyapılarına göre şekillenmekte olduğu söylenebilir. Bunun
nedeni, insanoğlunun herhangi bir konuda bilgilendirilmesi ve onu anlaması
kendi teknolojiyi kullanarak yaptıkları gözlemlerinden ve deneyimlerinden
kaynaklanmış olmasıdır. Bu nedenle, insanlar her zaman, var olan tekniğe ya
da teknolojiye şükranlarını sunmuşlar ve onları dikkate almışlardır. Çünkü, insanlar her zaman teknolojik gelişmeleri takip edip kendi yaşamlarında uygulamaya geçirmeyi istemektedirler ve gelecekte de bu tür davranışlarını devam
ettireceklerdir.
Bütün bu bilgilerden ve örneklerden sonra, eğer teknoloji bir kültürün
çoğunluğu tarafından dikkate alınıp assimile edilirse, bu olay belirtilen
kültürün ana yapısını yansıtacağı söylenebilir. Diğer bir ifade ile, teknoloji, insan kültürlerinden etkilenmektedir çünkü teknoloji bir kültürün uygulamasıdır.
Buna ek olarak, teknolojinin insanoğlunun amaçlarına, değerlerine ve
planlarına göre yönlendirilmekte olduğu söylenebilir. Bu yönlendirme
faaliyetlerini kontrol altına alan insanoğludur. O zaman, teknoloji, kültür ve
insanlar her zaman birlikte bulunmak zorundadır. Eğer birisi olmaz ise diğer
parçalarda ortamlarda bulunamaz çünkü bir birlerini etkilemektedirler.
Teknik ve Toplum
Teknik yada teknoloji insanların birlikte yaşadığı toplumlar içinde etkili
ve planlı olarak kullanılmaktadır. Teknolojik değişim her zaman toplum içindeki sosyal değişimler tarafından yönlendirilir. Bu yönlendirme faaliyeti teknoloji ve toplum arasında kuvvetli bir ilişkinin var olduğunu gösterir. Teich
(1977), teknoloji ve sosyal değişim arasındaki ilişkinin niçin her bir teknolojik
gelişmenin olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğunu açıklamada bilim adamlarına yardımcı olduğunu açıklamaktadır. Bu etkiler aşağıdaki gibidir:
16
1. Teknolojik üstünlük, bazı hedeflerin gerçekleştirilmesinde yeni
yöntemler ortaya çıkarmada yardımcı olmaktadır. Teknolojik
fırsatlara sahip olan toplumlar sorun çözmede daha çok yaratıcı
olurlar çünkü teknoloji bu yaratıcılık bilgilerini sunmaktadır.
2. Eğer bu teknolojik avantaj yeni fırsatlar ile alınırsa, sosyal
organizasyonlarda bu değişim kaçınılmaz olur. Diğer bir ifade
ile, teknolojiyi kullanmaya başlayan toplumlar, hızlı ve etkili
olarak değişime uğramaktadırlar. Bu değişim, toplumların genel özelliklerini ve insanlar arasındaki ilişkiyi de farklı yapılara
doğru sürüklemektedir.
3. Toplum içinde görülen sosyal yapıların değişim süreci bir bütün
olarak gerçekleşir. Yani, toplumun yapısı değişmeye girdiğinde
bütün sistemleri bu süreç işine dahil olur.
4. Sonuç olarak, toplumsal hedefler değişime uğrarken eski
yapının özellikleri ve deneyimleri değişim süreci işine sokulmaktadır. Zaten, toplumun eski yapısı etkili olarak tahlil
edilmez ise toplumsal değişimler bazen olumsuz yönde
gerçekleşmektedir. Başarılı olabilmek için, toplumun bütün
eski özellikleri ve sorunların kaynakları belirlenmelidir.
Sorunların kaynakları belirlendikten sonra uygun olan teknoloji
çözümleri sunulur.
Yukarda belirtilen dört etki, teknolojik toplumsal değişimlerin olduğu kurumlarda ve topluluklarda sorunlara çözüm bulabilmek için dikkatli bir şekilde
tahlil edilmelidir. Tahliller yapılırken, teknolojik değişime uğrayan toplumun
yeni ve eski değerleri birlikte irdelenmelidir çünkü yeni değerlerin işleniş
biçimi eski değerlerden alınan bilgilere göre yönlendirilir.
Bütün bunların yanında, teknolojinin toplum içindeki rolü hakkında üç
ana fikir bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, teknoloji insan ve toplumun için
büyük bir nimettir (Teich, s.160, 1977). Teknoloji, bütün toplumsal sorunlara
çözüm olacak önerileri getiren, kompleks ve yüksek düzeyde organize edilen
toplumların anlaşılmasına yardım eden yapıya sahip olan bir ana yönlendirici
konumundadır. İkincisi, teknoloji sonu olmayan bir felakettir (Teich, s.156,
1977). Teknoloji sayesinde insanlar başka insanların mesleklerini çalabilirler,
kendileri için özel olan bazı bilgileri başka kaynaklara gönderebilirler. Eğer
gerekli olan önlemler alınmaz ise, bütün bu hırsızlık faaliyetleri demokratik
toplumlarda da rahatlıkla görülebilir. Teich (1977) aynı zamanda, teknolojinin
kontrol edilmediği durumlardaki kötü sonuçları, insanlıktan mahrum tamamen
teknolojik bir toplumun ortaya çıkabileceğini ve aynı zamanda insanların tamamen kontrol altına alındığı demokratik olmayan toplumlarında oluşabileceği
endişesini tartışmaktadır. Bu yazar bu konularda haklıdır. Eğer teknoloji kötü
amaçlı bireylerin eline geçerse, toplumlara yarar değil zarar verebilir.
Düşününki, iletişimde önemli faktörleri olan uyduların terörist faaliyetlerde
17
kullanılmaktadır. Uydular sayesinde bu kötü amaçlı kişiler dünyanın istedikleri bir bölgeyi gözlemleyebilir ve o bölgede yaşayan insanlara zarar verebilir.
Bunun yanında, teknoloji kullanılarak tüm dünya yok edilebilir. Bazı bilim adamları, gelecekte dünyanın yaşanmaz bir yer olacağını ve bununda
teknolojiler ile yapılacağını söylemektedirler. Bu yüzden, insanların
teknolojileri yararlı yollarda kullanma tedbirlerini şimdiden almaları gerekmektedir. Aksi takdirde sonuçlarına hepimiz katlanmak zorunda kalabiliriz.
Üçüncü fikir diğer iki fikirden farklıdır. Bu fikir daha çok teknolojinin
korkulmaması gerektiğini çünkü sanayi devriminden teknolojinin etkili olarak
organize edildiğini ve çoğunlukta insanların yararına verildiklerini söylemektedir (Teich, s.156, 1977). Tabii ki, atom bombalarını kullanarak binlerce insanın ölümüne sebep veren olayı da burada düşünmeden geçemiyoruz. Sanayi
devriminden beri, teknoloji sık sık toplumların zararına kullanılmıştır. Tabii ki
bunun yanında, teknoloji insanlığın hizmetinde de bulunmuştur. Buna örnek olarak, daha önce büyük sorun olan verem, kuduz, sarılık ve bunun gibi
hastalıklar ortadan kaldırılmıştır. Eğitimcilerde teknolojileri insanların daha
çok öğrenmelerini sağlamak içinde kullanmışlardır. Bazen eğitimciler teknolojileri insanların beyinleri yıkamak için olumsuz yönlerde de kullanmışlardır.
Bizlerin yani eğitimcilerin tek yapması gereken davranış, teknolojileri
öğrenmeleri ve eğitimdeki kaliteyi artırmak için kullanmalıdırlar.
Bilgisayarların toplumlar üzerinde sosyal etkileri üzerinde yapılan
araştırma sonuçları bulunmaktadır. Bu araştırma sonucunda, 18 yüzyılda
İngiltere de icat edilen bilgisayarlara bu yüzyıl içinde insanlar çabuk adapte olamamışlardır. Bunun sonucunda da buluş ve yayılma arasında büyük bir zaman dilimi bulunmaktadır. Fakat daha sonra insanlarda görülen eğitim seviyesi artışı ve yeni teknolojilerin toplumlara yavaş yavaş girmesi bu araştırma
sonucunu değiştirmiştir. İçinde bulunduğumuz yüzyıl içinde yapılan araştırmalar sonucunda da, yüksek eğitim seviyesi ve yüksek teknolojilere sahip olan
bireylerde yeni sosyal reformlar için gerekli olan yeni buluşlara çabuk adapte
oldukları görülmüştür. Günümüzde artık, sosyal reformların gerçekleşebilmesi için teknolojilere gereksinim bulunmaktadır. Teknolojisiz etkili reformlar
gerçekleştirilemez.
Bir toplum, teknoloji tarafından sunulan fırsatları mutlaka göz önünde
bulundurmalıdır. Bazen toplumlar belli bir takım hatalar yapmaktadırlar. Toplumlar bazen insanlara belli bir teknolojiyi üretmesine izin vermiyor. Mesela,
bir bilim adamı dünyanın yuvarlak ve döndüğünü söylemesine rağmen içinde
yaşadığı toplum onu engizisyon mahkemesinde cezalandırdı. Bu bilim adamının ortaya attığı fikirler doğru bir kuramsal teknolojidir. Bazen de teknolojiler içinde yaşadıkları toplumlarda uygun olmayan yöntemler önermektedir.
Örneğin, teknolojik gelişmenin maliyeti bazen kar yapmak için çok yüksek
oluyor. Ekonomisi gelişememiş yada gelişmekte olan ülkeler bu tür teknolojilere yatırım yapamamaktadır. Bunun sonucunda da gelişmesini tam olarak
18
tamamlamayan toplumlar bu tür teknolojilerden yoksun kalmakta ve teknolojik
olarak gelişme gösterememektedir. Bunlara ek olarak, bazen de teknolojiler
çok tehlikeli olabiliyor mesela atom bombası gibi. Burada, teknolojilerin yararlı bir biçimde kullanılmasını denetlemek tamamen toplumlara düşmektedir.
Toplumlar teknoloji kullanımların denetlemeli ve yanlış yolda kullanan olursa
gerekli olan cezayı vermelidir. Aksi taktirde geliştirilen tehlikeli teknolojiler
insanoğlunun zararına kullanılabilir.
Bütün bu bilgilerden yola çıkarak, teknoloji yada teknik ve toplum
arasında sıkı bir ilişkinin olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu tür ilişkileri toplumun her katmanında görmek mümkündür. Zaten, toplum olmadan teknolojiler
gelişemez. Buna bir örnek, bilgisayarların toplum içindeki kullanımları verilebilir. Bilgisayarlar sayesinde küçük ve büyük toplumların içinde yer alan
şirketler, organize gruplar, eğitim kurumları ve diğerleri zamandan ve paradan
tasarruf etmişlerdir. Diğer bir ifade ile, teknolojiler toplumları bütün işlerini
iyi bir şekilde yönetmesi ve hedeflerine başarılı olarak ulaşmalarını sağlamak
için yeni bir çok fırsatlar sunmaktadır.
Sonuç
Teknolojinin genel yapısı burada açıklanmaya çalışıldı. Bilindiği gibi
teknolojinin gelişmesine bir çok faktör etki etmektedir. Bu faktörler şöyledir:
(1) makine, (2) bilimsel çalışmalar, (3) organizasyon, (4) teknik operasyon, (5)
kültür, ve (6) toplumdur. Teknoloji kısaca, fiziksel donanım ve kuramsal
boyutları içermektedir. Diğer bir ifade ile teknoloji, televizyonun etkili olarak
kullanılması ile ilgilendiği kadar bilimsel kuramların donanım ile nasıl
kullanılabileceği ile de uğraşmaktadır. İçinde bulunduğumuz çağda teknoloji,
ilgili olduğu donanım ve kuramsal bilim alanlarında hızla gelişme
göstermektedir. İnsanoğlunun da bu gelişmelere ayak uydurması gerekmektedir. Sürekli olarak gelişme gösteren teknoloji yapı yada sistem, ilgili ortamlarda yaşayacak olan bireylere kullanmak üzere yetenek verme, bu yetenekleri
kazandıracak olan bireyleri yetiştirme ve gelişen bilgileri uygulayabilme
fırsatlarını eğitimcilere sunmaktadır. Eğitimcilerin teknolojiyi eğitim sistemlerinde etkili olarak kullanabilmesi için bireylerin nasıl öğrendiklerini bilmeleri
gerekmektedir. Eğitimciler, teknolojiyi eğitimde etkili olarak uygulayabilmeleri için eğitim teknolojisinin tanımını ve faktörlerini iyi bir biçimde bilmelerinde fayda bulunmaktadır. Bu yüzden, bundan sonraki bölümde eğitim teknolojisinin tanımı yapılmakta, diğer bilimlerle olan ilişkisi açıklanmakta ve eğitim teknolojisinin faktörleri irdelenmektedir.
KAYNAKÇA

Doç.Dr. Aytekin İŞMAN
Alkan, Cevat. (1998). Eğitim Teknolojisi. Anı Yayıncılık, Ankara.
Cottrell, William F. (1972). Technology, Man, and Progress. Charles E.
Merill Publishing Company, Columbus, Ohio.
Demirel, Özcan. (1993). Eğitim Terimleri Sözlüğü. Usem Yayınları,
Ankara.
Eisele, J. E. ve Eisele M.E. (1994). Eğitim Teknolojisi. Çeviren: Cevat
Alkan.
Ellul, Jacques. (1964). The Technological Society. Vintage Books,
New York.
Feenberg, Andrew. (1991). Critical Theory of Technology. Oxford
University Press, Oxford, New York.
Fellows, Roger. (1995). Philosophy and Technology. Cambridge
University Press, New York.
Galbraith, J.K. (1967). The new industrial state. Boston: Houghton
Mifflin.
Hoban, CF. (1965). From theory to policy decision. Aud.Vis. Common.
Rev.13 (2):121-39.
Ihde, Don. (1993). Philosophy of Technology. Paragon House, New
York.
Nichols, Randall G. (1987). An Alternatif Belief: Negative Aspects of
Educational Technology. Paper presented at the Annual Convention of the
Association for Educational Communications and Technology, Atlanta.
Teich, Albert. (1977). Technology and Man`s Future. St. Martin`s
Press, New York.